Yeni Sitemizi Beğediniz mi?
100
0
Oy kullandığınız için teşekkürler.
Yeni Sitemizi Beğediniz mi?
Toplam 24 Oy Kullanıldı
Çarşamba, 17 Ocak 2018
.
13
İstanbul
.
Hülya Kömbe

En Büyük İsraf Kararsızlık!

İnsanın günlük hayat koşuşturması içerisinde, iş hayatında, alışverişte, sokakta, markette ve daha birçok yerde hatta birçok nedenle onlarca, yüzlerce karar almak durumunda kaldığı anlar vardır.

Günlük hayatta karar almayı gerektiren bir durum karşısında bazı insanlar kolayca karar alırken bazıları da zor alır. Ne yapacağı konusunda bir türlü karar veremeyen ya da aldığı kararın doğruluğundan emin olamayan kişiler yaşadıkları ikilem konusunda kafalarını bir hayli meşgul ederler. Bu durum hem kendisi için hem de bu durumdan etkilenenler için zor bir süreçtir, yıpratıcıdır. Rutin olanları saymazsak bazı kararlar vardır ki hayat memat meselesidir. Vereceğiniz bir anlık karar hayatınızın dönüm noktası olabilir. İşte bu yüzden basit bir konu bile olsa kararlı olmak, aldığın kararın arkasında durmak kişinin yaşamının seyri açısından son derece önemlidir.

Kararsız olmak kararlı olmaktan daha zordur. Çünkü düşünen bir varlık olarak insan iç dünyasıyla sürekli hesaplaşır. Karar almak istersiniz ama bir türlü alamazsınız; aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyıktır… Bu da bir hayli yorucu ve zaman alıcıdır. Çoğunlukla iç dünyalarıyla çelişen, neyin doğru neyin yanlış olacağına bir türlü karar veremeyen kararsızlar alacakları yanlış karar neticesinde neyi kaybedeceklerini hesap ettiklerinden bir türlü nihai sonuca varamazlar. Bu da sürekli zihni meşgul eden kötü bir ruh halidir. Neden kararsızlık yaşarız, neden bir türlü karar veremeyiz? Aslında bunun birçok nedeni vardır; çoğunlukla bilgi eksikliğinden, öz güven eksikliğinden, korkudan, faturasından, sorumluluktan, reddedememekten, çevre baskısından, yaştan ve daha birçok sebep sayabiliriz. Nihayetinde bir restorana gidip de yemek siparişini verirken bile menüye bakıp da karşısındakine ‘sen ne yiyeceksen bana da onu söyle ya da sen benim yerime de seç’ diyebilenler ile ‘tam karar vermiş iken acaba öbürü mü diyerek tekrar başa dönenlerin’ memleketidir burası…

Aslında hepimizin bildiği gibi en kötü karar karsızlıktan iyidir!!! Çaresiz kaldığımız zaman başvurduğumuz yöntemdir, bir nevi teslimiyetçiliktir, bir bakıma kabullenmedir, nihayetinde hayırlısıdır. O yüzden kararsızlar için seçenekler arasından en iyisini seçmek başlı başına sorundur. Birçok şeyi aynı anda düşünmek, düşündüğün şey hakkında bilgi sahibi olmak, kendine uyarlamak, ‘iyi’ ile ‘kötü mü’ olur arasında bocalamak başlı başına yorucu bir eylemdir. Beyni yorar, zaman kaybettirir, sağlıklı düşünemez insan… Ve sonuçta verilecek karar hayatınızı ya tümden değiştirebilir ya telafisi zor ya da mümkün olmayan durumlara yol açabilir.


Çoğunlukla bu durumdan en az zararla çıkmak için kararsız insan karar veremediği konularda hep başkalarının aklından yardım alır. Bir nevi yol yardım ekibidir kararsızlar için… Ama herkesin tecrübesi kendisine! Bir başkasının senin adına vereceği karar ne kadar doğrudur tartışma götürür. Nitekim en kötü karar bile olsa o karar kişinin kendi seçeneğidir, doğrusuyla yanlışıyla.. Hatta en önemlisi de sırf kararsızlık yüzünden hayatının en önemli, en kritik anlarını kaçırmış olabilir insan… Çünkü kararsızlık aynı zamanda zamanı ve yaşamı kaçırmaktır aslında!
Kendimiz de dahil olmak üzere etrafımızda bugün birçok insanın verilen kararlar yüzünden hiç de kendi arzu etmediği hayatları yaşadığı hatta bir tık daha ileri götürürsek hayatın kabusa dönüşebildiği gerçeği, üzerinde düşünülmesi gereken en önemli konulardan biridir. Bir başka handikap da karar veremediğimiz için tepeden tırnağa karar vericilere bağımlı hale geliriz. İşte tam da bu yüzden bir insanın karar verebilme erdemine sahip olması çok önemlidir.

Karar verirken beni en çok düşündüren şey; ‘vereceğim karar yüzünden pişmanlık yaşayacak mıyım’ sorusudur ki en az benim kadar birçok kişiyi arafta bırakan en can alıcı sorudur. Yaşadığımız kararsızlık yüzünden kaçırdığımız zaman da cabası… Oysa ki sonuç ne olursa olsun ne istediğimizi bilirsek bulduğumuz da bizi yanıltmayacaktır.
18 yaşına gelmiş bir insan yasal olarak yetişkindir, reşittir yani rüştünü ispat etmiştir. Artık herşeye karar verebilme özelliğine sahiptir. Ancak realitede işler öyle yürümüyor. Örneğin elli yaşına gelmiş bir insanın hala karar veremeyişi reşitliğin yalnız yaşla değil davranışla da gösterilmesi gerektiği gerçeğini değiştirmiyor. Sözün kısası yaş kaç olursa olsun karar vermekte de reşit olmak gerekiyor. Ayrıca kararlı olmak, kararlı bir duruş sergilemek kişinin özgüvenini gösterir. Hızla değişen dünyaya ayak uydurmak için beyinlerimizi sürekli karar vermekle meşgul etmemek, sırf kararsızlık yüzünden hayatın en önemli, en kritik anlarını kaçırmamak ve hem de zamanı israf etmemek adına tercihlerimizi beklentilerimizle doğru orantılı bir şekilde tutmak en doğru karar olsa gerek…

Haber Yazılımı / Haber Scripti